
Yollara çıktığı 1979’ta zamanın en iyi otomobili olarak kabul edilmesine rağmen, S Serisi’nin satışları da tüm dünyayı etkileyen eknomik durgunluktan ciddi darbeler aldı. Duruma hemen tepki veren Mercedes, uyguladığı iyileştirme programlarıyla krizin etkilerini mümkün olduğunca azaltmayı başardı.
Alman medyası, otomobilin farklı aks mesafelerine sahip iki versiyonunu özellikle övüyordu: SE (3023 mm) ve SEL (3124 mm). Baz model S 300’ün karoserinin altında, W126 kasa kodlu öncüsünden alınan ve hacmi 3.0 lt’den 3.2 lt’ye çıkarılan 6 silindirli motor görev yapıyordu. Motordaki hacim artışı, çap ve stroklarla oynanarak elde edilmiş ve esneklik değerleri belirgin şekilde iyileştirilmişti. Silindir kapağı V12’den alınan motor, üstten çift eksantriğe ve silindir başına 4 supapa sahipti. Baz modeli, 4.2 lt. ve 5.0 lt hacme sahip iki adet V8 motor takip etti. S 400 ve S 500’de görev yapan bu motorların silindir kapakları V12’den alınmıştı.
Mercedes ürün yelpazesinin amiral gemisi, 6.0 lt hacimli V12 motorlu versiyondu. 394 HP güce sahip V12’nin kullanıldığı S 600’ün son hızı,
elektronik olarak 250 km/s ile sınırlandırılmıştı. W 140 kasa kodlu S Serisi’nin ilk geliştirme çalışmaları sırasında Mercedes, şaşırtıcı bir şekilde V 12’yi program dışı bırakma kararı aldı. Bunun nedeni ise, silindir başına üstten çift eksantriğe sahip 5.6 lt hacimli V8’in yeni model için yeterli olacağının düşünülmesiydi. Bu motor da ağırlığı 1995 kg olan otomobili 250 km/s’lik son hıza ulaştırabiliyordu. Ancak bazı tasarımcılar, 1987 yılından itibaren yoğunlaştıkları yeni nesil 6 silindirli motorlar üzerinde çalışırken, yeni V12’nin de temellerini de atmışlardı. Dört yıl içinde tamamlanan proje sonrasında V12 hazır olmasına rağmen, yeni S Serisi’nde kullanılması için bir yıl daha geçmesi gerekti.
6.0 lt hacimli V12, silindir sırası başına üstten çift eksantrikli tasarıma ve 289 kg gibi yüksek bir ağırlığa sahipti. O yıllarda kullanılmakta olan 5 vitesli şanzımanın motorun 402 HP’lik gücünü kaldıramaması nedeniyle S 600’de dört vitesli şanzımanın güçlendirilmiş bir versiyonu kullanıldı.
Lüksün her türünün kullanıldığı topmodele binmek bile bir etkileyici bir deneyimdi. Çünkü otomobilin dört kapısı da elektrikli motorlar tarafından
kapatılıyordu. Çift katlı camlar ek ağırlık getirmesine rağmen kış aylarında buğulanma problemini tamamen ortadan kaldırıyordu. Sileceklerdeki ısıtmalı cam suyu sistemi, iç mekanı tozdan polenlere, sporlardan kokuya kadar her türlü olumsuzluktan koruyan klima filtresi, üç farklı konumu anımsayabilen elektrik ayarlı hafızalı koltuklar ve daha birçok donanım, S 600’de standart olarak sunuluyordu.
1990’lı yılların ortasına doğru S Serisi, S 280, S 320, S 420, S/SEL 500, S/SEL 600 ve S 350 TD’den oluşan kalabalık bir aileye ulaştı. Ailenin en zayıf üyesi 150 HP, en güçlüsüyse 394 HP güce sahipti. Modellerin arasındaki fiyat farları da en az motor güçlerindeki kadar fazlaydı. 206 bin mark ile S 600, baz model S 280’in Almanya satış fiyatını 2 kattan daha fazla aşıyordu.

EFSANELERDEN ÖRNEKLER

























