
İkinci Dünya Savaşı öncesinde Jaguar, ürettiği otomobillerde standart bir motor kullanıyordu. Bu motor, savaş sonrasında Mark V’te (1948) de kullanıldı. Mark V’in 1950 yılında piyasaya çıkan takipçisi Mark VII’deyse üstten çift eksantrikli yeni motora geçiş yapıldı.
1752 kg ağırlığa sahip olan yeni Jaguar Mark VII, beş kişilik bir otomobil olarak tasarlanmış olmasına rağmen, gerekli durumlarda 6 kişilik olarak da kullanılabiliyordu. Otomobilin bu kadar büyük olabilmesinin ardında yatan en önemli sebeplerden biri, Mark V’ten alınan bağımsız şasi sistemiydi. Otomobilin 6 silindirli motoru 160 HP güç üretiyor ve 160 km/s’lik maksimum hıza ulaşmasını sağlıyordu. Ancak bu performansın bedeli, 100 km’de 16 litrelik ortalama tüketim olarak ödeniyordu.
Mark VII’nin özellikle Amerikalılar tarafından satın alınmış olmasıysa, yüksek tüketimi problem olmaktan çıkarıyordu. 1953 yılında 2 ileri vitesli
otomatik şanzımanla da donatılan otomobilin tüketim değeri, 1957 yılından itibaren sunulmaya başlanan overdrive sistemi sayesinde biraz olsun aşağıya çekilebilmişti.
Takvimler 1955 yılını gösterdiğinde, otomobilin Mark VIIM versiyonu piyasaya çıktı. Standart Mark VII ile aynı görünüme sahip olan ve iki yıl bantlarda kalan otomobilin tek farkı, motor gücünün eksantrik millerinde yapılan değişimle 190 HP’ye çıkarılmış olmasıydı. 1957 yılında ise, Mark VII’nin üzerinde yapılan tasarım çalışmalarının sonucunda hazırlanan Mark VIII’in tanıtımı yapıldı. Artık tek parça halinde ve bombeli bir ön cama kavuşan otomobilin motor gücü 210 HP’ye, maksimum hızıysa 170 km/s’ye çıkmıştı. Serinin son modeli olan Mark IX, 1958 yılında bayrağı kardeşi Mark VIII’den devraldı.
Artık yavaş yavaş yaşlanmaya başlayan serinin en iyi modeli olarak kabul edilen Mark IX’un 3.8 lt hacimli motorunun ürettiği güç kısa bir süre sonra 220 HP’ye çıkarıldı. Daha önce yarışlarda kullanılan bu motor, Mark IX ile birlikte ilk kez seri üretim bir Jaguar’da görev yapmaya başlamış oldu. Dört tekerlekte de kullanılan disk frenlerse, maksimum hızı 180 km/s’ye ulaşan bu otomobilin getirdiği ikinci yenilik oldu. Ancak, otomobilin ağırlığı da bu yeniliklerle birlikte 1803 kg seviyesini aştığından, ortalama tüketim değeri 21 lt/100 km’ye tırmanmıştı. 1961 yılına kadar bantlarda kalan otomobilin boyutları ve ağırlığı bu kadar yüksek olunca, hidrolik direksiyon sisteminin de standart olarak sunulması gerekiyordu ve üretilen modellerin büyük bir çoğunluğu otomatik şanzımanlı olarak sipariş ediliyordu.
Serinin en başarılı modeli Mark IX olmasına rağmen, 20 bin 908 adetlik satış rakamına ulaşan Mark VII daha fazla tercih edilmişti. Mark IX (10 bin
61 adet ve VIIM’in (10 bin 9 adet) satış rakamları neredeyse birbiriyle aynı gerçekleşirken, Mark VIII modelinden sadece 6 bin 212 adet satıldı. Daha sonra piyasaya çıkan Mark X başarısız satışları nedeniyle kısa bir süre sonra yerini 1970 yılına kadar üretilen Mark XI’e bıraktı. Jaguar’ın büyük boyutlu sedan üretim tarihinin son temsilcisi olan Mark XI bugün, 420G adıyla koleksiyonlardaki yerini koruyor.

EFSANELERDEN ÖRNEKLER

























